Son Yazılar

Çikolata Dolgulu Sütlü Ekmek

Her geçen gün işler daha da kolaylaşır diye beklerken herşey daha farklı bir hal alıyor. Her paylaşımımdan sonra gelen yorumlar, olumlu ve olumsuz tüm eleştiriler beni daha da güdülüyor. Çoğunlukla sunduğunuz beğeniler, verdiği mutluluğun haricinde, bir o kadar da beni telaşlandırıyor. Bir sonraki fotoğraf bir sonrakinden daha iyi olmuyorsa paylaşmıyorum:) Bazı tariflerde zaman zaman aksilikler yaşıyorum tabii. Az da olsa içime sinmediği oluyor.

IMG_1379Ancak bu reçete benim için çok başka. Meslektaşlarımın çok daha yakından bileceği, meraklısının ise mutlaka birkaç kez tatmış olduğunu düşündüğüm bir fransız ekmeği olan “Brioche” bana bu paylaşım için ilham verdi. Danışmanlık verdiğim restaurantlar çoğunlukla bu ekmeği kullanmak istiyorlar ancak içeriğinde bol tereyağı bulundurması ve uzun süren aşamaları olması sebebi ile ne yazık ki maliyet kontrolünü göz önüne alarak vazgeçiyorlar. Ben vazgeçemediğim için kendilerine bu reçeteyi kullanarak, farklı modellemeler ile sunumlar hazırlıyorum. Brioche ekmeğine en yakın lezzeti bu tarif ile yakaladım ve çok severek paylaşıyorum. Şu ana kadar geri çevrildiği hiç olmadı:)

IMG_1341Bu defa sizlere, en dayanılmaz hali olan, çikolata kreması dolgulu versiyonunu hazırladım. Siz de, tatlı veya tuzlu ezmeler, meyveler, peynir çeşitleri ya da farklı kremalarla lezzetli dolgular hazırlayabilirsiniz. Çocukluğumuzda kurulan kahvaltı sofralarının baş tacı olan, yumurtalı ekmek için en doğru kıvama sahip ekmeklerden biri olması sebebi ile, sade olarak pişirip bu şekilde de kullanabilirsiniz. Sonra da beni kahvaltıya davet edebilirsiniz:))

 

Malzemeler:

Unlu karışım için;

1,5 tbsp un

100 ml su

Hamur için;

10 gr kuru maya

150 ml ılık süt

2,5 cup un

1 tbsp süt tozu

¼ cup pudra şekeri

¾ tsp tuz

2 tbsp tereyağı (oda sıcaklığında)

¼ cup ılık su

İçi için;

10 tbsp çikolatalı fındık kreması

Üzeri için;

1 yumurta sarısı

2 tbsp süt

Hazırlanışı:

Unlu karışım için verilen miktarda malzemeyi bir tavaya alın ve yoğunlaşıncaya kadar pişirin. 1 dakika içinde doğru kıvama gelecektir. Ateşten alın ve soğumaya bırakın.

Maya ve sütü bir kapta karıştırın ve kabarana kadar 5 dakika bekletin.

Derin bir kapta, un, süt tozu, şeker ve tuzu karıştırın.

IMG_1362Mayalı karışımı, pişirdiğiniz unlu karışımı ve suyu kuru malzemelere ilave ederek yoğurmaya başlayın.

Toparlanmaya başlayan hamura tereyağını ilave edin ve yumuşak bir hamur elde edinceye kadar 5 dakika daha yoğurun. Hamuru hafifçe yağlanmış bir kapta, üzeri kapalı bir şekilde 1 saat 15 dakika mayalanmaya bırakın.

Mayalanan hamuru 5 eşit parçaya ayırın. Her bir hamuru uzunlamasına dikdörtgen şeklinde açın.

Hamurun sizin tarafınızda kalan ucuna, 2 dolu çorba kaşığı çikolata kremasını koyun ve önce kenarlardan kapatmak şartı ile çok sıkı olmayacak şekilde rulo haline getirin.

IMG_1338Tüm hamurları bu şekilde hazırladıktan sonra hafifçe yağlanmış, dikdörtgen bir kalıba yan yana yerleştirin ve yumurta sarılı karışımdan sürün. Üzerine temas etmemesine dikkat ederek streç film yardımı ile hafifçe örtün ve yarım saat daha mayalanmaya bırakın.

Kalıpta mayalanan hamurun üzerine nazikçe bir kez daha yumurta sarılı karışımdan sürün. 180 derecelik fırında 30 dakika pişirin. 20 dakika sonra kalıptan çıkartın ve soğumaya bırakın.

Tbsp: Çorba kaşığı

Tsp: Tatlı kaşığı

Çilek Pestili

Mevsim dediğin tezgaha baktığında değişir. Dut gördüğümde sandalet, mandalinaya rastladığımda botlar çıkar. Ben her türlüsüne de aynı derecede heyecanlanırım. Devamını oku

Çikolatalı Kurabiye

Yerel ürünlere sevdalıyız, bunda sorun yok. Ancak sık sık tereyağı ve çikolatanın da peşinden sürüklendiğimi inkar edemem. Bu reçete de vazgeçilmezlerimden.

Sütün bir insanın hayatında ne derece vazgeçilmez olduğu konusunda bir fikriniz var mı? İlk okul çağlarına denk gelen dönemlerde keşfettim sütle olan ilişkimi. İlişki diyorum çünkü, ciddi bir bağımlılık söz konusu. Geçmiş zamana göre konuşmamamın nedeni hala bu durumun aynı olması:) Devamını oku

Kayısı ve Biberiyeli Ekmek

Çok değerli birine, çok değerli  bir günde, kendimce en değerli hediyelerden birini göndermiştim. Geçen sene bu zamanlar Fethiye’de, bahçenin en güzel yerine dikildiler. 10 gün önce ilk meyvelerin haberini ve fotoğraflarını aldım. Fidanlar ağaç olmaya karar vermiş ve ilk meyveleri görünmüştü bile. Devamını oku

Antep Fıstıklı Kek

Güzel bir mesleğim var elbet… Yeni projeler ve yeni lezzetler için sürekli gezmek ve yemek zorundayım:) Hiç bitmeyen bu 6-7 kilo fazlam var hikayesi de bu yüzdendir. Tam yoluna girdik, hadi hayırlısı deniyor, sonra hop… yeni bir proje… Devamını oku

Ordu’16

IMG_9518Günden güne değişiklik göstermekle birlikte, her kişinin kendine daha çok güvendiği veya bazen yüzüne vurduğu tek bir allık fırçası darbesi ile kendinin dünya güzeli olduğuna inandığı anlar vardır. Yerine göre ben de zaman zaman bu duyguları yaşasam da, kendimi dünya güzeli hissetmemi sağlayan tek şey ‘basit’ yaşamaktır. Beni gerçek anlamı ile tanıyanlar bilirler ki, kendimle dalga geçmeye bayılırım. Eksik veya geliştirilmesi gereken yönlerim ile dalga geçtiğim kadar, gurur duyduğum tek bir özelliğim vardır… Küçük şeylerden, büyük mutluluklar çıkarmak. Bu konuda tevazuyu hep bir kenara bırakırım. Devamını oku

Alaçatı Ot Festivali’16

 

IMG_0803Yıllardır beni takip edenler, blog serüveninin başından beri yanımda olanlar artık bilirler… Üretime, el emeğine, eskiye ve yerel ürünlere olan bağlılığımı. Ben bu aşkla durmadan yollara dökülüyorum. Farklı ülkelerde yaşanan gelişmeleri de takip ediyorum elbette. Ancak, daha güzel ülkemde keşfedilecek o kadar çok kültür var ki… Ben gizli kalmış güzelliklerin peşinden koşarken, daha kolay ulaşabileceklerimi es geçmişim. O yüzden bu defa 7. Alaçatı Ot Festivali’ndeydim.

Alaçatı’yı daha önce birçok defa ziyaret etmiş olmama rağmen, ilk kez ‘Ot Festivali’ için oradaydım bu sene. Köy pazarının da orada olduğum günlerden birine denk gelmesi ayrı bir güzellik oldu. Otlarla ilgili fazlaca bilgim ve ot yemeklerine olan bağlılığım sebebi ile benim için çok tatmin ediciydi.

Hangi ot olursa olsun, eğer amacınız bunlardan yemek yapmak ise, toplandığı gün pişirmeniz ve o şekilde muhafaza etmeniz gerekir. Dolayısı ile, İstanbul’a çuvalları sırtlayıp getirmem mümkün olmadı. Bolca göz banyosu ile yetindim sadece. Pazarın güzelliği daha öncekiler gibiydi. Çoğu direkt olarak üretildiği yerlerden bize ulaşıyordu. Ancak ne yazık ki, ot festivaline olan aşırı ilgi sebebi ile festival alanına, son güne kadar, girip çekip yapmam mümkün olmadı. Bu kalabalık elbette ülke için gurur vericiydi. IMG_0873Fakat tezgahlarda satışa sunulan ve festivalin amacını bir nebze de olsa sapmaya uğratan ürünlerin varlığı işimizi biraz daha zorlaştırdı. Bölgeye ait onlarca çeşit ot varken ve bu otlardan üretilmesi mümkün olan yüzlerce reçeteye sahipken, ben içli köfte satışını farklı konseptte bir organizasyonda görmeyi tercih ederdim.

Tüm bunların yanında, yeni girişimciler, yöre halkının değişik otlarla hazırlayıp sundukları eşsiz lezzetlerdeki ekmekler, taze otlu el açması makarnalar, başımızın tacı şevket-i bostan, evlerin nazlı prensesi enginar, hiç aklımıza gelmeyecek ürünlerle hazırlanmış reçel ve marmelatlar benim için festivalin temel taşlarıydı.

IMG_0823Enginar reçeli, ebegümeci reçeli, pancar reçeli ve süt reçeli… Tabii ki kaptım ve getirdim. Germiyan ekmeğinin namını önceden de duymuştum ancak tatma fırsatını ilk defa elde ettim. Festivalin şerefine otlu çeşitlerini satışa sunmuşlardı. Buram buram ekşi maya ve sanayiden çok uzak olduğunu ispat eden dokusundan etkilenmeyek kimse yoktur sanıyorum.

Geçirdiğim mükemmel bir hafta sonunun yanı sıra, festivalle birlikte umutlarım da yeşerdi. Her şey çok güzeldi…

IMG_0856                        Taze otlar…

IMG_0833                        Otlu, domatesli ekmek…

IMG_0845                         Kuru otlarla hazırlanan demleme şifa çayları…

IMG_0821                         Gözlemeye karşı değilim…:)

IMG_9143 (1)

                        Reçeller ve doğal yağlar…

IMG_0887

                         Veee şevket-i bostan…

IBATECH’16 Fuarı

Paylaşımlar, sorular, cevaplar, olumlu ve olumsuz eleştiriler bir blog sayfasına sahip olmanın değişmez kuralları ve en kıymetli unsurlarıdır. Şüphesiz ki, bu işe soyunurken tüm zorlukları göze alır ve öylece yürümeye başlarsınız. Bu duyguları yıllar önce bu mesleğe adım atarken de hissetmiştim.

featuredBundan on yıl önce, üniversite eğitimini aldığım meslek ile mutlu olamayacağımı iyiden iyiye anlamaya başlamıştım. O yaşlar için en büyük dert buydu tabii. Pişirme aşkı gitgide damarlarıma yayılmaya başlamıştı. O günlerden birinde sevgili abim, iç mimar Efe URGUNLU, beni karşısına aldı ve hayatımı değiştiren o ilk adım için bana sınırsız destek ve inancını yükledi.

Şartlarını kabul edersem, tüm varlığı ile arkamda olacağını belirtti. En büyük şartı mutlu olmamdı… Sonrasında ise, mesleki anlamda mutlaka bir yerlerde buluşacak ve omuz omuza mükemmel işlere imza atacaktık. Tüm iniş çıkışlarımda yanımda oldu ve ben de verdiğim sözü hiç bırakmadan tuttum. O kendi iç mimarlık kariyerinde daha çok gıda sektörü ile iş birliği içinde olmayı seçti ve işte böylece yollarımız kesişmiş oldu.

IMG_0908Tıpkı ‘hayat’ gibi bu meslek de en zor ve en güzel yılları verdi bize. Yaptığımız o konuşmanın üstünden on yıl geçti… Aslında fark etmeden bana bu on yılın mükafatını içinde olduğumuz Nisan ayında vermiş oldu.

Mart ayının başlarında telefonum çaldı ve arayan abimdi. Nisan ayında fuara katılıyoruz ve ben senin markanı da burada görmek istiyorum dedi. Türkiye çapında düzenlenmiş bir fuarda, bireysel katılımları ile, iç mimari tasarım – uygulama ve konsept danışmanlığı alanında hizmet veren tek firma olarak bir ilke imza attılar. Böylesine büyük bir başarıya ortaklık edecek olmak beni gururlandırdığı kadar, uykularımın da katili oldu:)

Günlerce süren çalışmalar, mönü hazırlıkları, ön pişirmeler derken Nisan 14 geldi çattı… Sektörün uluslararası alandaki konumunu ve geleceğini belirleyen fuar olan, IBATECH’16 açılmıştı ve tüm dünya lideri markalar ile birlikte biz de  yerimizi almıştık. No:3 Design her projede olduğu gibi yine harikalar yaratmış ve mükemmel bir ilgi görmüştü.

IMG_9445Henüz yeni doğmuş bir bebek olan “Yeast and Sugar” markası ile kendimden emin ancak yine de tedirgindim. Daha ilk günden itibaren hazırlayıp sunduğumuz tüm ürünler dikkat çekmeye başladı. Kartvizit alış verişleri, övgüler, öneriler… Gecelerce uykumu kaçıran fuar, bana yepyeni fırsatlar ve mükemmel insanlar sundu.

Bir süredir yeme-içme sektöründe verdiğim danışmanlık hizmetleri ve hatırı sayılır sektör büyükleri ile yaptığımız iş birlikleri artık daha da görünür hale geldi ve sektörde ciddi bir merak uyandırdı.

Bundan böyle, ‘No:3 Design’ ve ‘Yeast and Sugar’ olarak, gıda sektörüne gönül vermiş herkes için, el ele hizmet veriyor olacağız. Bu son süreçte bana gösterdikleri sonsuz destek için, başta Efe URGUNLU ve Hakan AYANOĞLU olmak üzere, tüm ekibe sonsuz teşekkür ve sevgilerimle…

Yepyeni işbirlikler ve dostluklarda bir arada olmak, üreten bir ülkeye ev sahipliği yapmak üzere…

Sevgiyle…

IMG_9206

 

 

 

Karadut Şerbeti

Böğürtlen Şerbeti 3En büyük şansım evimin karşısında manav, market ve fırının yan yana olmasıdır. Gün içinde sayısız kez her birine uğruyorum. Unutup geri dönmelerimin sayısını ben bile bilmiyorum. ‘Biz getirelim, siz inmeyin artık’ gibi nazik teklifleri de görmeden alamama takıntım yüzünden geri çeviriyorum tabii ki:)

Dutları görür görmez aklıma onlarca tarif geldi ama bu defa yaza hazırlık için en sağlıklı olanını tercih ettim. İçinde hiç rafine şeker barındırmayan, sadece bal ile tatlandırdığım ve tarçının büyüsüne kaptırdığım bir aroma çıktı ortaya.

Farklı kokteyller için baz olarak kullanabilir veya bal miktarını arttırıp kaynatma yöntemi ile konsantre bir kıvam verebilirsiniz. Bu şekilde birkaç ay boyunca buzdolabında rahatça saklayabilirsiniz.

Reçetedeki kıvamı ile ise bir hafta kadar buzdolabında tazeliğini koruyabilirsiniz.

Malzemeler:

1 kg karadut

300 gr çiçek balı

½ limon suyu

2 çubuk tarçın

İçme suyu

Hazırlanışı:

Dutları geniş bir tencereye alın. Dutların üstünü örtecek kadar su doldurun. Su kaynadıktan sonra 15 dakika daha pişirin.

Kaynattığınız dutları sık bir elekten geçirerek süzün. Süzerken ezme veya karıştırma gibi bir işlemden geçirmeyin. Bu şerbetinizin bulanık görünmesine sebep olacaktır.

Süzdüğünüz meyve suyu hala sıcakken içine, çubuk tarçın, bal ve limon suyunu da ekleyerek karıştırın.

Karışım soğuduktan sonra çubuk tarçınları içinden çıkararak, soğuk bir şekilde servis edin.

Böğürtlen Şerbeti 2Bilgi:

Ekşiliği isteğinize göre limon suyu ekleyerek arttırabilirsiniz.

Servis etmeden önce bir gece buzdolabında bekletirseniz tüm lezzetler iç içe geçecek ve en doğru tadı almanıza yardımcı olacaktır.

 

Sebzeli Kiş

Sebzeli Kiş

Yıllardır pişiriyorum ancak hala bu mutfak macerasının psikoloji üzerindeki etkisini tam anlamıyla çözmüş değilim:)

IMG_0495

Bir tür yoga aslında. Genel kuralları yüzyıllar boyu zaten var olan, ancak tercihinizi kendi yolunuza göre yapabildiğiniz ve sonunda yine mucizelere şahit olduğunuz bir tür yoga. Pişirirken başka bir şey düşünmek gibi bir lüksünüz yoktur mesela. Aklınız sadece orada olmalıdır. Her an hesaplanacak bir malzeme, yapılacak bir tasarım ve tutulacak bir süre vardır. En önemlisi hayal gücünüz hiç durmadan çalışır ve aslında size kendinizi iyi hissettiren de budur. Devamını oku